Hikmet Anıl Öztekin Sözleri alıntılar..

Kitaplardan başını kaldırma ufaklık, dünya kötü bir yer...
''Biri de çıksın;
'Ben bir ömür çayını demlerim,
Derdini dinlerim,
Dualarıma seni de eklerim.' desin.''
"Şiir okuyan kadın sevilmez mi hâfız. Hele bir de şiir yazıyorsa ruhunu eline teslim et gitsin. "
'' Ey zaman, gün olur geçmezsin,  gün olur yetmezsin.''
Bu gece öyle bir özledim ki seni,
Koca şehrin yerini değiştiresim geldi...
''Namaza benzeyecek biraz da sevgin,
Niyet ettikten sonra etrafa bakmayacaksın...''Okuduğum popüler kitaplar hakkında genel bir incelemedir, psikolojik ve sosyolojik altyapısıdır.

Günümüzün hızlı tüketim araçları giderek çeşitlenmekte ve rağbet görmektedir. Zaman en büyük problem olmuş ve durmadan koşmaktayız, koşturuluyoruz, nereye koştuğumuzu bilmeden. Fast food yiyecek türlerinden tut, sporda yapılan dopinglere kadar her şey hazır ve tüketilmekte rağbet görüyor. Bu hızlı tüketim edebiyata da vuruyor. Nitekim Küçürek Öyküler veya diğer adıyla minimal öyküler yeni bir tür olarak yerini alıyor yavaştan. Ama bu öykülerin kalitesi tartışılmaz derecededir. Bizim asıl değinmek istediğimiz konu: Dini duyguların sömürülmesi ve ticarete dökülmesi, modern aşkın ve hızlı tanışmanın bilinçte yarattığı duygusal krizlerin edebiyatta ucuz kelimelere ucuz kelime oyunlarına alet olmasıdır. Özellikle ergenlik çağında başlayan zamana ve durumlara anlam veremeyen veya anlam vermekte zorlanan bireylerin gözüne sokulan ve avutan, kandıran ayrı bir yeni sömürü alanının oluşması. Ve bu sömürü alanında ticaret payının artmasına paralellik gösteren gerçek edebiyattan mahrum kurbanların çoğalması. Modern çağın hızı tüketimin kurbanları giderek artmakta ve kitaplar ticari düşünceye kurban ediliyor olması çağımız edebiyatın baş başa kaldığı çaresiz üzücü bir tablo.

Bu sömürü edebiyatına her gün yeni yazarlar katılıyor ve umulmadık derecede rağbet görüyorlar. Bu durum gerçek edebiyatla uğraşan sanatçı yazarlarımızı zor durumda bırakmakta ve onları da etkisi altına almaktadır.

Kahraman Tazeoğlu, Uğur Koşar, Sinan Yağmur, Hikmet Anıl, Ahmet Batman, Caner Yaman, Kahraman Araz, Tolga Akpınar, Mehmet Ercan vb. daha sayamadığım isimler.. Adeta ellerine aldıkları modern kalitesiz, sömürücü, ezber, aşındırılmış cümlelerle ve kelimelerle saldırıya geçmişlerdir. Her satılan kitapların yüzde yetmişi kadar bunların kara kaleminden çıkıyor. Kitaplarına verdikleri isimler genç ergenleri etkisi altına almakla kalmıyor uyuşturucu derecesinde de bağımlılık yapıyor.

Peki bu kadar bağımlılık yapmalarının sebebi nedir? Okuduklarımdan çıkardığım kadarıyla. Bir benzetmeye gideceğim. Ev yemekleri yani sulu sıcak yemekler ve diğer yemek döner. Arada ki fark azımsanamayacak derecededir. Açlığı hemen yatıştırmak için döner yerler ve hazır diğer yemeklere oranla ucuz olması etki eder. İşte bu popüler kitaplar da hazır sözler veriyor tek sayfada bir iki cümle. İnstagram, facebook ve twitter gibi sosyal medya araçları için birebir ideal durumdur. Hemen paylaşarak kendilerini tatmin ediyorlar, acısını paylaşıyorlar..! Hem sosyal medya hem de popüler kitaplar aynı kanaldan veriliyor. En büyük etki olarak bunu verebiliriz. Psikoloji psikolojiyi etkiliyor ve böylece sosyolojik bir etki yaratmaktadır. Toplum yeni bir çöküşün eşiğinde. Beyin ve düşünce sefaleti hızla yayılmaktadır. Din ve edebiyat birkaç kalitesiz anlamsız cümlelere kurban edilmektedir.

Mutluluklar, acılar, üzüntüler sıradanlaştı her gün yeni bir telefon numarası rehbere ekleniyor ve eski bir numara siliniyor. Aşklar hızlı hızlı yaşanıp tükenmekte. Kimsenin durup düşünmeye veya anlam vermeye vakti kalmadı. Hızlı yaşayıp hızlı ölüyoruz, duygularımız da hızlı yaşayıp hızlı ölüyor. İşte edebiyatın saplandığı çaresiz kaldığı bu nota... Hızlı yaşam ve edebiyat ile birlikte popüler kültürler de doğmaktadır.

Gazetelerin ikinci sayfalarına düşen kitaplar tuvalet kağıdı için birebir kitaplardır. İşte bu durum kaliteli edebiyatı öldürmektedir. Şöyle bir soru da sorabilirsiniz. Bunların Tolstoy'dan, Dostoyevskiden, Balzac'tan, Shakespeare'den, Hugo'dan vs. bunlardan haberleri yok mu? Veya okumuyorlar mı? Cevaben: Okuyorlar, ama kitapların neyi ifade etmek istediklerini bilmiyorlar. Bunu da geçtim. Modern klasiklerden haberdar değiller. Mesela: Post-modern klasikleri, büyülü gerçekçilik akımı vb.  yeni akımların etkisiyle yazılan kitapların neler anlatmak istediğini, ne mesaj verdiğinden haberdar değiller. Post-modernin en büyük yazarlarımızdan olan Orhan Pamuk'un bir cümlesini okurken adam ''leb'' diyorsa bizim orada leblebiyi anlamamız gerekir. Bunu popülerliğin etkisinde kalan bir nesilden kaç kişi yapabiliyor? Kaç kişi anlayabiliyor? Sosyolojik, psikolojik, felsefi, dini, siyasi, hukuki mesajları kaç kişi ayıklayabiliyor?

Sonuçlar içler acısı. En korktuğum durum ve endişeyle durduğum diğer nokta. Gerçek edebi sanatçılarımızın bu yöne eğilim göstermeye başlamaları. Mesela: İskender Pala eğildi. Rezalet bir durum. Bir kitapta mutlaka paylaşılacak bir söz mü olması lazım? Hayır.


   
       
"Kendi halinde olmak" ne güzel şey,
Bu kadar hal bilmezin arasında...
Peki, tamam, hayat bize sağlam bir tokat attı. Tamam, yere düştük. Peki yere düşen mi kaybeder yoksa ayağa kalkamayan mı ?
Bu gece öyle bir özledim ki seni,
Koca şehrin yerini değiştiresim geldi...
"Bir şarkımız yoktu hani, birlikte söylemediğimiz. İşte onu bile çok özledim...Yokluk özlenir mi, yapmadıklarımızı bile özledim..."
Güneş parlarken herkes seni sevebilir, ama gerçekten seni kimin umursadığını fırtınalar estiğinde anlarsın.
"Uzaktan sevmek daha zordur ama daha esastır.Buna inandık sevdiğim.Sokaklar,dokunmaların sayısını sayamazken gözlerini kapatıp sessizce sevmek,başka bir şeymiş."Kitabın yazarıyla sosyal medya sitelerinde paylaşılan sözlerini görerek tanıştım.
Yazdığı bu kitap ikinci kitap olmasına rağmen ben birincisini okumadım.Açıkçası şu an ilkini okumadım diye pişman değilim çünkü kitabın anlatımını beğenmedim,zaten bildiğim birçok şeyi tekrardan okuyormuşum hissine kapıldım.
Tek güzel olan aralarda geçen sözler  bence....



       
Hak'tan geldik, Hakk'a gideceğiz...
Allah korkusundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim.
Ne için varsanız onun için yaşamanız duasıyla. Eyvallah…
eskiden mektup yazardık"Mektup yazan bir adamın düşünmesine,
Sevdiğine mektup yazan bir adamın da sevmesine kimse mani olamaz..."
"Bir insanın kalbinin de tebessüm edebilmesi için masada en az iki çay bardağı olmalı."
Secdesiz başın ağrısı çok olur.
Neden mi? Çünkü biz elmayı sever gibi seviyoruz bir adamı. Karnımız doyunca bırakıyoruz . Çünkü bir bilgisayar oynar gibi seviyoruz kadını ve bir yerden sonra sıkılıyoruz. Biz maddeyi sever gibi seviyoruz.
Özlemekse sevmenin kendisidir...

Seven özler, seven bekler...
Bütün sokaklar sana açıkken , herkes seni bir harama çağırırken henüz tanımadığın o helalini hatrına beklemektir sabretmek .
'' Gönlümün imtihan edilmesinden Allah'a sığınırım.''
Gözlerime bakıyorum ,yağmur olasım geliyor.
Namazlar gibi vakti olsa seni özlemenin...
Alırız abdestimizi
Yalandan yağmurlu İstanbul gecelerinde
Özleriz adam gibi...
Biz gözlere değil, gözleri güzel gösterene vurulduk. Sözle cezbedene değil, sukutumuzu anlayanla olduk. Süsle olmaz bu işler, alnında secde izi yoksa eğer, senin için her şeyi yaparım diyene, biz sade ezanı sorduk.
Vardır sizin de "bir gelse de karşılıklı çay içsek" dedikleriniz..
Ama yine de sorsalar gelsin mi diye yanacağımı bile bile,  gelsin derdim. ....
Yapabileceğin tek şey alışmaktır artık.
Hüzne, özlemeye, onsuzluğa...
Seviyorum seni"Ezan vakitleri,ya Allah beni huzurunda görmez de üzülür,
Darılır diye namazlarını aksatmayan,o masum,saf,tertemiz çocuğun samimiyeti gibi..."
Okumadığımız kitaplardaki AdamlarSen benim yazmadığım şiirim okumadığım şarkımsın. Ben senin yüreğini sevdim...

Ne kadar tanıdık değil mi? Çok değil,biraz güzeli gelse unutacağımız insanlara, hiç okumadığımız yazarlardan alıntılar yapıyoruz. Anonim sözleri bulunca da altına Hz. Mevlana yazıp ,arkamızı sağlama alıyoruz.
...ve tüm bunlardan sonra,
Allah'ın bile diyesi geliyor;
O çocuk seni seviyor!
Siz hiç her şeyiniz olan birinin,  hiçbir şeyi oldunuz mu?
İnsanların her nefeste iki kere şükretmesi lazım; Biri nefes aldığı biri nefes verdiği zaman
"Bilmek,olmak içindir.Bilerek cehaletten kurtulunmaz,bildiğini yaparak cehaletten kurtulunur."
Sabret ki;
Yarınlar değil sadece, akıbetimiz güzel olsun...
Bu dünya onlara kalsın, ahiretimiz bizim olsun...
Yanlışlarınızı uzaklara emanet edin,
Bu gece kendinize söz verin ,
Onlara, yanlışlara, haram sevdalara son verin,
Onları uzaklara,
Emanetleri emin olan Allah'a emanet edin...
Belki çıkmaya korktuğumuz o yol bir dua miktarı yakındır?
KorkuyorumEn çok da seviyorum dediğimde yalnız kalmaktan korkuyorum...
Allah  var diyoruz da ,
Neden yokmuş gibi yaşıyoruz?
"Hem kim iyi insanlarla dolu bir kitapta yaşamak istemez ki ?"
Ellerin en iyi ilacı avuçlarını semaya açıp dua etmektir.
Muhabbetle gelen aşka eyvallah.
İnsanın saklısı olmalı.
Onu özel yapan değerleri olmalı.
Herkesin bir şarkısı, bir şiiri olmalı.
Bir gün sevdiği çıkıp geldiğinde,
Ona anlatacağı bir şeyleri olmalı. . .
Sevdiğim yoksa yanımda , terk edilmiş bir şehirdim.
Kalan Ne Varsa Eyvallah...
Şair diyor ya adında gördüm harflerin gülüştüğünü.
Yüreğimin içindekiler ömürlük bir şiirin yazılmamış heceleri...
"Allah korkudundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim..."
"Yaşadıkça,tanıdıkça,güvendikçe,
               Gitgide,
Gidesi geliyor insanın...."
Her yeni kitap keşfe çıkmak gibiydi.
Bir iki kitap okuyorum.
Yarım kalıyor.
"Kitaplar gerçek sevmelerin ispatıdır biraz da.
Bir şair, bir kadını şiirlerinde yaşatıyorsa gerçekten sevmiştir."
Zaten en acıtan şey de gitmeleri değil,
Sanki bir gün geri gelecekmiş gibi gitmeleri olur...
Bir filmde odanın karanlık olduğunu görebilirsiniz.Ama kitap okurken, pencerenin önündeki çiçeğin izniyle odaya giren güneşin,odanın portakal kabuğu odasındaki duvarlarına dokunuşunu zihninde tasvir etmenin inanılmaz muhteşemliğini filmden alamazsınız.
''Hala dertleşebilecek birileri varmış , bir yerlerde...''
Namaz, namaz bittikten sonra geriye kalandır.
Uzaklara Emanet EdinBazen insanlardan uzaklaşmak lazım. Özellikle bizi lüzumsuz işlerle oyalayanlardan.
Yüreği sevmek, denizi sevmek gibidir.
Biz sadece bakmayı seviyoruz.
Sevda uzaktan bakmaktır diyoruz.
Her ezana karışan dualarım vardır benim sevgili,
Adın geçer,
İçim yanar...
Adın geçer ,
Gözüm dolar...
Adın geçer,
Vakit dolar...
Adın geçer,
Ömrüm bitecek gibi olur...
Aşk gelmek için "ben"in gitmesini bekler.
Gülüşlerim var benim, her sıkıntıya eyvallah diyen!
Sabret, helalini bekle, kimse işlemediği bir günah için pişman olmamıştır. Kimsenin mükafatı da hayallerinden aşağı olmamıştır.
Yanışım...
Biz ayrı değiliz ki
Uzak kelimesi sadece aklıyla sevenler içindir.
Benim gönlüme düştün düşeli ne uzağım var
Ne sensiz bir yanım...
"Âşık olmayan ağlar ve acı çeker,âşık ise ağlar ve Allah'a yakınlaşır.Âşık olmayan ağlayınca dünya derdi çeker,âşık olan ağlayınca ruhu mana çeker."
Bir Ayşe'yi , bir Ahmet'i sevdiĝimiz kadar bile Allah'ı sevmiyoruz.Evet,sevdiğimizi söylüyoruz ama sevmiyoruz.Of diyoruz, puf diyoruz, sızlanıyoruz.
Dışında ne kadar mutluysan,
İçinde gizleyemediğin bir hüzün vardır hep.
Çay ve Yağmur, iki sevgili… Biri muhabbeti demliyor, biri sokakları.
Şimdileri bilmem ama, sevmek eskiden sakınmaktı.
Ama yine de sorsalar gelsin mi diye yanacağımı bile bile, gelsin derdim. ....
İnsanın kendisiyle en çok konuştuğu vakit, sevdiklerinden ayrıldığı vakitlermiş.
''Odam baştan aşağı kitaplarla dolu , kimsenin tenezzül etmediği kütüklerden kendi emeğimle kütüphaneler yaptım kendime.
Modern pahalı abilerinkinden çok daha güzel oldu.''
Aklımız kalbimizin ilerisine gidince,
Sevmelerimiz Hakk'ın gerisinde kaldı Fesleĝenim...
Yanlışımız nedendir böyle ,bilmez misin?
Hakk'ı sevmeyen kimseyi sevemez ,bilmez misin?
GözlerinBir ara gözlerin vardı şehrimde,
Sen gittin,
Yeşili ondan gitti İstanbul'un...
Ne güzel söyler Hz. Mevlânâ;
''Aşkı anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, asıl aşk belirdi mi, sözlerimden utanırım."
''Ve nasip, kaderinde olanı ALLAH'ın sana teslim edişidir. Ne kıymetli bir emanettir o...''
Kuru dallara can veren Rabbim
Bizlerin de sıkıntılı kalplerini nurunla baharlandır...
Yaşam''Hayırlısı'' ne güzel kelime...Önlem alınmış , mücadele edilmiş ; Ve gerisi en yüce makama havale edilmiş.
''İnsanlar sevmekten çok ölmeye gider gibi yürüyorlar.''
DerttaşNasreddin Hoca 'ya sormuşlar, "Dünyayı nasıl buldun?"

O da , "sora sora" , diye cevap vermiş.
Sen sanki dün gittin, ben binlerce yıldır özlüyor gibiyim.
Basit ama ruha dokunan ,ruhu güzelleştiren ne varsa öyle basit yaşamak lazım...

Hele ki basit sevmek...
İçimizdeki taşlarGöz bakmak için değil, bakıp görmek, görüp anlamak, anlayıp şuur süzgecinden geçirip değerlendirmek içindir.
Cennete sen gitsen yeter,
Ben gözlerindeyim zaten...
Bazen, gölgen bile peşinden gelmese, yürümek lazım gelir...
"Ben yağmurdan daha fazla bir seni sevebildim.."
Elif diye yazılır; cana nefes, kalbe şifa, Rabb'e yol diye okunur.
Vazgeçtiğin her haram dünyalık, imanını arttırır.
Bıraktığın her haram sevda, helaline yaklaştırır.Kitabı okumadan önce yorumlara bakmıştım, olumsuz olarak yapılan değerlendirmeler daha fazlaydı. Etkinde kalmayıp okumaya başladım iyi ki de okumuşum. Olumsuz olarak yapılan değerlendirmelere yapacağım yorum şu büyük ihtimal yapılan reklamların etkisiyle fazla beklenti içine girip istediğini bulamamış okurlar çoğunlukta. Çok da fazla işin reklam kısmını düşünmemek gerekiyor bence. Hiç adı duyulmamış bir kitap sizin için bir başyapıt olabilir ya da herkesin beğenisini kazanan ve her yerde adını duyuran bir kitap size hitap edemeye bilir.
Benim için kitaptaki olumsuz olarak nitelendireceğim nokta , bazı kısa sözleri bazı siteler okuduğum hissine kapılmış olmam. Bunun dışında gerçekten ruhuma müthiş tatlar veren şiirler vardı. Dili insanı düşüncelere itmeyen , sade ve anlaşılır şekilde okurlarına aktarmayı başarmış Hikmet Anıl Öztekin. Anlatmak istenilen konuya göre günümüz insanın düşünme tembelliğine uymuş diyebilirim. Küçük ayrıntılara takılmayıp genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.

   
   
   
       
Kalem yorgun, gece uzun.
DuaDünyanın en güzel hissi;
“Sen ona dua edersin, aynı anda O'da sana dua ediyordur”
Bu gece hüzünden nasibimize düşenleri de yazma vakti. . .
Fi EmanillahZaten sen yoksun ya, nereye baksam dünya kokuyor. .
.Hikmet Anıl Öztekin: facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.
Sosyal Medyada Paylaş
Daha Fazlası İçin Tıklayınız

Güzel Sözler

Ünlülerden Sözler Resimli