Mevlana Secme Sözler sayfa 15

Kötü bir döneme girdiğinde ve herşey sana karşı gibi göründüğünde,bir dakika bile dayanamayacakmışsın gibi geldiğinde sakın pes etme, çünkü işte orası gidişatın değişeceği yer ve zamandır..--Mevlana--

Bağış, kine merhemdir...Hz. Mevlana

Günahlara kefarettir  gönüldeki keder,Niyetler halis olunca ameller olmaz heder,Sabreyle bak göreceksin mevla ihmal değil,İMTİHAN EDER...

 Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

Bilgi elbisesini giymedikçe çocuğun ağlamasına da ehemmiyet verilmez, gülmesine de!

 Dert, insana yol gösterir

"İki tavşanı kovalayan hiçbirini tutamaz."Hz.Mevlânâ

Bizim için iyi de_ kötü de söyLeseLer biz memnunuz.. Bize; sizin sonunuz yok diyorLar. Biz “SONSUZ” oLmaktan memnunuz..[Hz. Mevlana]

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş...                   Hz. MEVLANA

Yan!" diyorum içime! sadece sen yan! Ve "Dayan!"diyorum gönlüme!.. Herkes mutlu olsun! sen dayan!.." AŞK dediğin ya Allah'tan gelmeli...ya Allah İçin olmalı...Ya da Allah'a ulaştırmalı;yoksa yerle bir olmalı...( Hz. Mevlana )

Dediler ki: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.Dedim ki: Gönüle giren gözden ırak olsa ne olur..HZ. Mevlana

''Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil''                                                   Hz. MEVLANANe hoş söylemiş Allahın sevgili kulu.

Paranı ver, selam ver, canını ver ama   SIRRINI VERMEGünlerini say, servetini say, büyüklerini say ama   YERİNDE SAYMAEmek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiçbir zaman   BOŞ VERME                     Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol, ama   BÖLÜCÜ OLMAEşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama   KENDİNİ BEĞENMEFidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama   KİN BESLEMEDavet et, hayret et, affet,tevbe et ama   İHANET ETMEHedefe koş,cihada koş,yardıma koş ama   ORTAK KOŞMAElini aç,gözünü aç,kapını aç ama   AĞZINI AÇMAOkumaktan zarar gelmez, oku ama   LANET OKUMARakibini geç,sınıfını geç ama   GÜLÜP GEÇMEEv al,araba al,abdest al ama   BEDDUA ALMAZulmü devir,nefsi devir ama   ÇAM DEVİRMEYaklaş, konuş,tanış ama  UŞAKLAŞMADoğrul,devril ama   EĞİLMESeslen, uslan ama   YASLANMAİtil, atıl ama   SATILMAMEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Vefa nedir, bilir misin ? Vefa arkanda bıraktıgını,giderken yaktigını yabana atmamandır.Vefa; dostlugun asaletine, bir dua sonrasi verilen sözlere,hayallere ihanet katmamandir. Vefa; ötelerin sonsuz mukafatı karşısında, cehennemi hafife almaman,ulvi guzellikleri dünya ya satmamandır.*Hz Mevlana

Düne dair ne varsa dünle gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.HZ. MEVLANAhergün daha kıymetleniyor bu söz...

Her ne istiyorsan kendinde ara! Senin canının içinde bir can var,o canı ara! Dağının içinde bir hazine var,o hazineyi ara! Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; Onu senden dışarıda değil,kendi nefsinde ara!

Mecnun değiLim dost ; Lakin çağırırsan çöLLere geLirim.Sana yaLan haLde geLmem topLarım özümü yaLın haLde geLirim. Kapıyı çaLdığında "kim o ? "dersen ; ben oLmam kapında sen olur geLirim.Sen geL de yeter ki yoLa yük oLmam yoL oLur geLirim..."   Hz.MevLâna

Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde. 

-----Hazreti Mevlana---Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s) Der Ki:Beş Türlü Kalp Vardır:-kalp Vardır ölüdür.-kalp Vardır Hastadir -kalp Vardır Gafildir -kalp Vardır Mühürlüdür -kalp Vardır Sapasağlamdir.-kafirin Kalbi ölüdür-günahkarın Kalbi Hastadir-nasipsizin Kalbi Gafildir.-kalbimizde Perde Vardır Diyerek Fena Iş Yapanın Kalbi De Mühürlüdür.-Allah Teala'dan Korkup Daima Ibadette Bulunan Kimsenin Kalbi De Sağlam Olan Kalptir

Ey Can; Hiç Kimseye Hak Ettiğinden Fazla Değer Verme; Ya Onu Kaybedersin Ya da Kendini Mahvedersin..." [Hz.Mevlana]

"İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır."MevLâNâ

--------Hazreti Mevlana------Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyizŞu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz…Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydirSeninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır…...Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendiniBizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil…Bir katre olma, kendini deniz haline getirMadem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin

Minareden Düşenin Parçası Bulunur, Bulunur da; Gönülden Düşenin Parçası Bulunmaz ..! Mevlâna Celâleddin-i Rûmî

Mevlanaya sorarlar;-Sen Şemsten önce de namazını kılar, ibadetini yapar mıydın?-Yapardım..-Ondan önce de etrafındakilere iyilik etmeye çalışmaz mıydın?-Çalışırdım..Peki öyleyse değişen ne? Diye sorarlar.....Mevlâna'nın cevabı sarsıcı;-Şems gelmeden önce üşüdüğüm zaman ısınırdım.. Şems geldikten sonra dünya da bir müslüman dahi üşüyorsa, ısınmaya hakkım olmadığını öğrendimŞems’i tanımadan önce ben, acıkınca bir kap çorba içer, doyardım. Üşüyünce de ocağıma iki odun atıp ısınırdım, Fakat şimdi,dünyanın bütün çorbalarını  içsem doyamam…Çünkü, biliyorum ki dünyada açlar var. Dünyanın bütün odunları yansa ocağımda, artık beni ısıtmıyor. Zira biliyorum ki  yeryüzünde üşüyenler var.HZ MEVLANA

Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.Mevlana'nın aşkı Şems-i Tebrizi'den 40 altın kural

Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.Mevlana'nın aşkı Şems-i Tebrizi'den 40 altın kural

ŞAŞI ÇIRAKBir zamanlar bir yerde iyi bir usta vardı,Yanında bir de çırak, gözleri biraz şaşı.Şaşılık bir özürdür, ne bir suç, ne de kusur,Noksanını bilmemek, işte kabahat budur.Usta bir gün çırağa, dedi “içeriye gir,Orda bir şişe vardı, al onu bana getir”.Çırak içeri gitti ve sesi geldi derin:“Burda iki şişe var, hangisini istersin ?”Usta dedi : “iyi bak; şişe çift değil, bir tek;Yanlış görmeyi bırak, gözünden perdeyi çek!”“Beni aşağılama” diye seslendi çırak;“Burda iki şişe var, inanmazsan gel de bak!”“Öyleyse” dedi usta, “kır şişenin birini,”“Sonra getir bakalım buraya diğerini.”Bir şişe kırılınca ikinci de kayboldu,Çırak bu işe şaştı, anlamadı ne oldu.Bazı yanlış duygular insanı şaşı eder;Sonu gelmez arzular, kızgınlık ve öfkeler.Bir tek olan şişeyi çırak görmüştü iki,Birinciyi kırınca ikinci uçup gitti .Şaşı eder insanı aşırılık ve öfkeRuhu dönemez olur gerçeğe, doğru yöne.Garaz öne çıkınca altlarda kalır hüner,Perdeler yer değişir, gönülden göze iner.Vicdanını karartıp rüşvet alırsa hakimFarkedemez kim mazlum, göremez kimdir zalim.Kırmak istemiyorsan içerdeki şişeyi,İyi anlamalısın çok önemli bir şeyi :İki tane gözün var biri semaya bakarİkincinin bakışı hep yere doğru akar.Kapat iştah ve istek, eleştiri gözünü. İbret ve şükürle bak, iyi tanı özünü.Nasihata kulak ver, iyi görürüm sanma,Hep gönül gözüyle bak, toprak gözüne kanma. Madde gözü tembeldir, hep kolayını ararYanlış yöne götürür insanı kolay yollar.Üşenme, kaynağı bul, zor gelse de nefsineDoğru yollarda ara, yokuş ve dik gelse de.Bırak zannı, şüpheyi, hedefin olsun gerçek.Varınca göreceksin her zahmete değecek.Asıl şaşılık budur, budur gözdeki mertek :Zannetmekle bilmenin farkını görememek.Bulanıktan uzak dur, her işin olsun berrak;Ancak temiz bir kalptir, yüzü ak çıkaracakHele de vesveseye aman sakın kapılmaGüvenilmez bilgiyi kendine rehber kılma.Vehimden de uzak dur doğru bilgi zannetme,Hele de evhamları ona buna iletme.Doğru olsun her işin, doğrudan uzaklaşma, Doğru bil, doğru düşün, doğrudan asla şaşma...

Kötü zanda bulunan kişi çirkindir. Aslında o kendi içini vurur karşıya.Hz. Mevlana

İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki. Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür.

BAKKALLA PAPAĞAN Bir bakkal vardı bir de dükkânda papağanı; Rengârenk ve hoş sesli, pek de düzgün lisanı."Niye hep masallarda yer alır bu papağan ?"Diye sorarsan bil ki, konuşuyor da ondan.Bu kuş da çok akıllı, çok da bilmiş bir kuştuHerkes onu tanırdı, etrafta nam tutmuştu.Bakkal ile papağan severdi birbirini,Adam bir yere gitse kuş alırdı yerini.Özgürlük nedir bilmez, çıkmazdı bu dükkândan,Gözünü burda açmış, bilmezdi başka mekân.Kafesi bile yoktu, serbest gezer dükkânda Ama tüneğinden de pek gitmezdi uzağa.Hep orada oturur, tüylerini temizlerDükkâna gelenlere hep güzel sözler söyler Sık gelip gidenleri daha kapıdan tanır, Adlarıyla seslenir, sorardı hâl ve hatır Birine hitap etse konuşan sanki insanÖtüşünü duyanlar dinlerdi hayran hayran.Bekçilik de ederdi, beklerdi de dükkânıNüktelerle güldürür, mutlu eder insanı.Bir gün bakkal dışarda, dükkân emanet kuşa.Bir fare, bir de kedi girdiler koşa koşa.Fare can telâşında girecek delik ararKedi onun peşinde, avcılık kanında var.Kediyi gören kuş da tüneğinden fırladı Korkudan ve telâştan raftan rafa sıçradı.Kuşcağız bilemezken kaçsın hangi tarafaYağ şişesi kırıldı ve saçıldı etrafa.Bakkal dükkâna döndü, koltuğuna oturdu.Bir ıslaklık hissetti, şöyle bir an bir durdu.Elini uzatarak bulaşan yağı buldu;Etrafına bakındı, anladı neler oldu.Her yerde cam kırığı, her yer yağa bulanmış;Ve tünekte papağan, süklüm püklüm, utanmış.O öfkeyle bir kalkış kalkıverdi yerinden.En kötü zararlara hep öfke olur neden.Bir sopa aldı ordan, kuşun başına vurdu. Ne iş açar başına bu vuruş bilmiyordu.Etkisi ağır oldu bu talihsiz vuruşun,Darbenin şiddetinden dili tutuldu kuşun.Ayrıca bir şiş çıktı kafasında kocaman,Hem komik hem acıklı bir hâl aldı papağan.Bu şişlik birkaç günde kayboldu gitti, ancakYeri cascavlak kaldı, yolunmuş gibi çıplak.Tüysüz kafa bir yana, üstelik çıkmaz sesi;Ne konuşur ne öter, sanki bitti nefesi.Sanki uçtu, kayboldu o neşeli papağan,Yerine geldi, kondu, oturdu bir somurtkan.Bakkal da çok suskundu, ağzını açmaz bıçak.Ne vardı sanki öyle garip kuşa vuracak. Çoktan pişman olmuştu kalkışına öfkeyle. Fayda vermez ne yazık pişmanlık, olan işe.Ah ederek ağladı, çok döğdü dizleriniUçup gitmiş değeri kim getirecek geri ?"Nimetimin güneşi bulut altına girdi;Ona vurduğum bu el kopsun, kırılsın !" derdi.Fakirlere sadaka, yolsullara yiyecek,Hediyeler dağıttı; gene açmadı çiçek.Bilenlere danıştı, dağlar olsa aşacak;"Acaba bu güzel kuş ne zaman konuşacak ?"Karşısına geçerek şaklabanlık ederdi,Yeter ki kuş konuşsun, her ne yapsa değerdi.Öyle kederliydi ki, hayatından bezmişti En sonunda usanmış, ümidini kesmişti.Bir gün kapı önünden geçti bir garip adamKafasını kazıtmış usturayla tastamam.Bir tek kılın izi yok, parlıyor sanki ayna,Ya kalaylı bir kâse, ya gümüşten bir kurna.Bunu görünce sanki verir gibi hediye,Dili tutulmuş kuşun sesi geldi geriye"Hey hemşerim !" dedi kuş, "niye böyle kelleştin;Kim vurdu kafana da saçlarından vazgeçtin;Sende mi çok korktun da yollarını şaşırdın;Yoksa sen de bir yerde yağ şişesi mi kırdın ?"Dinleyen duyan herkes çok güldü bu sözlere,Bir de derler papağan hep konuşur ezbere.Ama gelin olaya kuş gözüyle değil de,Düşünerek bakalım, ne anlatır bizlere.Kendini başkasıyla kıyaslamamalı kimse,Yanlıştır her olayı anlamak aynı gözle.Büyük işler başaran insanlara bakıp da,"Ben de yapardım" deme, görünsün hele yap da !Bu yüzden yollarını şaşıranlar pek çoktur.Büyüklerin sırrına küçüklere yol yoktur.Bir çoğu dışa bakıp "biz de insanız" dedi;"Onlar da bizim gibi uyudu, yemek yedi"Bilmezler ki gerçekte, arada sonsuz fark var,Farkı farketmek bile gören gözlere bakar.İki cins arı gelir, aynı pınardan içer,Birisi bal üretir, biri sokar, zehirler.İki ayrı cins ceylan ot yiyen ve su içen; Birinden gübre olur, misk çıkar öbüründen.Aynı su kenarında iki cins kamış biter;Birinin içi boştur, biri doludur şeker.Dışı aynı yüzbinler, milyonlarca örnek varAma gerçek farkları yetmiş yıllık yol kadar.Yemek yer iki kişi, biri hep cahil kalır,Öbüründen bilgi’nin parıltısı yayılır.Kötünün yediğinden çıkar yalnız kabahat,Arif’in yediğinden doğar aşk ve hakikat.İki topraktan biri bakımlı ve verimli,Diğeri kıraç, çorak ve ürünsüz değil mi ?Tertemiz, melek gibi değil mi bazı insan,Bazısı da yırtıcı, ya şeytan ya da hayvan ?Benzemek, eş görünmek, çok açıktır doğrusuHem berrak, hem durudur acı su ve tatlı su.Zevk sahipleri bilir suların lezzetiniİçmeyenler bilemez suyun hakikatini.Mânâ ile akıldan nasibi olmayanlarGördüğü mucizeyi sihir ve tılsım sanar.Sihir işinin aslı düzen ile hiledir.Mucizeyi bilmeyen onu da hile bilir.Musa’nın âsâ’sıdır mucizelerden biriEjderhaya dönüşüp yoketti sihirleri.Her değnek kuru daldır, hep birbirine benzerBir teki mucizedir, hileleri yok eder.Örnek saymakla bitmez dünya bunlarla dolu;Aslolan bulabilmek, izlemek doğru yolu.Gördüğün her olayı dökme hazır kalıba,Düşme sakın bu kuşun kapıldığı ayıba.Ön yargılar insanı yanılgıya götürür,Basma kalıp kıyaslar hep yanlış düşündürür.Doğru karar tâbidir yalnız doğru bilgiye,Araştırıcı ol ki ulaşasın iyiye.Doğruluk hazinedir, eksilir, biter sanma,Aksini söyleyene nefsin de olsa kanma...

Yan ey gönlüm yan,Yakamaz yanmayan...

Sev seni seveni dağlarda çoban olsa, sevme seni sevmeyeni mısırda sultan olsa. . . ! Hz Mevlana.

Ey pervane, öyle çok unutkan olma, öyle pek şüpheye düşme...yanan kanadına bak bir kere!

İnsanları tanımak için tüm gücünüzü verin ama tüm sevginizi vermeyin.Onları tanımaya başladıkça verdiğiniz sevgiye acıyacaksınız.Hz. Mevlana

Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili! Mecnun gibi aklından,Kerem gibi bedeninden vazgeçmek.Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek. Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıkdan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince Senin için senden vazgeçmişim.BilesinHz. Mevlana

Ey emelim, maksadım sevgili, sur üfürür gibi nağmelerle terennüm et de beni dirilt... ey devem,çök artık... neşe tamamlandı!Ey yeryüzü, gözyaşlarımı em, yeter gayrı...ey nefis, iç o tatlı suyu, bulanıklığı geçti, duruldu artık!Ey yeryüzü, gözyaşlarımı em, yeter gayrı...merhabaey seher yeli! Bize dostun kokusunu getirdin, ne güzel de estin ya!

tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz.                hz. mevlama

Hiçbir şey benimdir deme ,sadece de ki yanımdadır.Çünkü; ne altın,ne toprak ,ne sevgili,ne hayat ,ne ölüm,ne huzur  ne de keder daima seninledir.Hz. Mevlana

Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir.

Ey Sevgili, geceleri gökyüzünde dolaşan ay senin çevreni bulamamıştır.Geceleri seni bulmak için uğraşana, dönüp dolaşana senin ayından armağanlar gelir.Her ne kadar şafağın çevresi, al yanaklı ise de, bu onun tabii renginden değil, senin sapsarı yüzünün güzelliğinden mahcup oluşundan, utanışındandır...HZ.MEVLANA.

Yaramdan da hoşum, yârımden de...‎Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara. Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz?Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de !..TEBRİZLİ ŞEMS

Üzülme der Mevlana ,istediğin bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur. . . !

İstedik'te vermedi deme..! istemeyi bilmedin bari yalan söyleme...(HZ MEVLANA)

Yaşamak direnmektir. Sevmek güvenmektir. Şunu unutma, İnsan çoğu zaman dünyanın hâkimi, bazen de küçük bir kalbin esiridir.Mevlana

Ey yiğit!Yazgıya bahane bulma.Yükleme kendi suçunu başkasına.Suçunu gör dönüp etrafında kendinin,Kendindendir, gölgeden değil çektiklerin.Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?Ne ektin de ektiğini biçmedin?Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar,Çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar.                                                     Mevlana

Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener. Mevlana

Mevlana’dır evliya kutbu bilün.Ne kim ol buyurdu ise anı kılun.Tanrı’dan rahmettir anın sözleri.Körler okursa açıla gözleri.MAVLANA

"Öfke Rüzgar Gibidir Bir Süre Sonra Diner Ama, Birçok DaL KırıLmıştır BiLe." (Hz.Mevlana)

Gönül öyle yol geçen hanı değil;Dergahtır...!Öyle paldır küldür girip çıkılmaz.Günahtır...!                                            Hz. Mevlana

Bin "sene" de okusam... ne "biliyorsun" diye sorsalar bana "haddimi" bilirim derim. [Hz. Mevlana]

Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

DEFİNE ARAYAN ADAMÇok eski zamanlarda Bağdatlı bir fukaraKonuvermişti bir gün büyükçe bir mirasa.Ani gelen zenginlik onu budala etti,O koskoca serveti bir kaç yılda eritti.Ama kolay değildi eskiye geri dönmek,Küheylan attan inip uyuz eşeğe binmek.Hep evine kapanır için için ağlardı,Yaradana sığınıp gece gündüz yalvardı:Yarabbi sen bilirsin; ben fakir bir kul idim,Muhtaç değildim ama oldukça yoksul idim;O sonsuz hazinenden bana mal ve mülk verdin,Lûtfunla gönendirdin, zenginliğe erdirdin;Bense kıymet bilmedim, varlıkla sarhoş oldum,Çarçur ettim dağıttım ve gene berduş oldum.Hatamı geç anladım, ne olur beni affetTaşıyacak gücüm yok, ağır geldi bu zillet.Hazinende 'yok' yoktur; ya lûtfet bir geçim ver,Ya da canımı al da sona ersin çileler."Hep böyle niyaz etti haftalarca, aylarca.Sonunda bir ses duydu derinden, rüyasında:Sen kalk ve Mısır'a git, orda bir hazine var.Senin gelip bulmanı bekliyor nice yıllar."Uyanınca sevinçle dertlerini unuttu,Düşünmeden delice Mısır yolunu tuttu.Aç ve susuz dolaştı, yollar karma karışık;Ne define göründü, ne de ufak bir ışık.Açlık ve yorgunluktan perişan hale geldi;Sonunda dilenmeye çâresiz, karar verdi.Ama utanıyordu, nasıl girsin bu işe ?Geceleyin yaparım, tanımaz beni kimse.Diye düşünerekten karanlığa süzüldü,Tenha bir sokak bulup bir köşeye büzüldü.Bir ayak sesi duyup avucunu uzattı;Ama güçlü bir pençe bileğini kavradı:Gel bakalım, sen böyle ne yapıyorsun burdaBu saatte işin ne bu karanlık duldada ?Besbelli bir hırsızsın, kötü niyetlerin var;Yanacaktı kim bilir şerrinden nice canlar !"İriyarı bu adam mahalle bekçisiydi;Yakasından tutmuştu, dövüyor, sürüyordu.Dur, dövme de doğruyu söyleyeyim ben sanaDiye garip Bağdatlı yalvarıp yakarınca;Peki, anlat bakalım, besbelli yabancısın;,Sakın yalan konuşma, doğru anlatmalısın."Diye izin verince güvenlik görevlisiBizimki baştan sona anlattı hikâyeyi :Sandığın gibi değil; ne hırsızım, ne zalim;Bir hülyanın peşinde bu hallere gelmişim."Bekçi ona inandı ve gülerek dedi ki :Anlaşıldı, sen hırsız falan değilsin belli;Seni bırakacağım, benden kurtulacaksın;Ama kusura bakma, sırılsıklam ahmaksın !Ben yıllardır bir rüya görüyorum her gece;Diyorlar ki : "Bağdat'ta şöyle bir mahallede,Şöylece bir sokakta, şöyle şöyle bir evdeGit, kaz ve çıkar onu; gömülü bir define."Yerimden kımıldamam, güler, geçerim ancak,Senin bir rüya için düştüğün şu hale bak !Bu kadar mı ahmaksın, sende yok mu hiç akıl ?Bir daha görmeyeyim, şimdi karşımdan yıkıl ! "Bu sözleri duyunca şaşırdı mirasyedi:Tarif edilen bu ev aynen kendi eviydi.Demek ki hem define üstünde oturmuşum,Hem de yoksulluğumdan feryat ediyormuşum.Bu ne büyük gaflettir, ne affedilmez ayıp;Yorgunlukla, çileyle geçen bunca yıl kayıp."Burnu koku almayan ne alır has bahçeden;Melodiden ne anlar kulağı işitmeyen ?Hayatını servete, saltanata adayanBilemez defineyi, kendi içinde yatan.Hem gerçek zenginlikten böylece mahrum kalırHem de hayattan yalnız çile ve zahmet alır...
Sosyal Medyada Paylaş
Daha Fazlası İçin Tıklayınız

Güzel Sözler

Resimli Sözler