Mevlana Sözleri Fani Dünya

Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse,
 Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı.
 Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır.
 Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.


Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler.
 Her testide ne var? Sen ona bak.


Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu!
 Sen, kainatı yaratan Hakk'ın güzelliğinin bir aynasısın!
 Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil.
 Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara.


Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey!
 Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet.

Her gün bir yerden göçmek ne iyi!
 Her gün bir yere konmak ne güzel!
 Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş!
 Dünle beraber gitti cancağızım,
 Ne kadar söz varsa düne ait.
 Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.


Yetmiş iki millet kendi sırrını bizden dinler. Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz.


Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.. öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir.
 Birisi geldi, yeri bellemeye, sürmeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti.
 Dedi ki: "Bu yeri neden yıkıyorsun... Neden yarıyor, dağıtıyorsun?!"
 Adam dedi ki: "A ahmak, yürü git.. benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmada bil!"
 Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe, nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir?
 Düzeni alt üst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur, mahsul ve meyve yetiştirir?
 Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir, onulur mu hiç?
 Ahlatın, ilaçla yıkanmadıkça hastalığın nasıl geçer, nasıl şifa bulursun?
 Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye,
 "Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım?" der mi?
 Her eski yapıyı yaparlar, yenilerlerken eski yapıyı yıkmazlar mı?
 Marangoz, demirci ve kasap da bunun gibi, yeni bir şey yapacakları zaman önce o şeyi yıkıp yakıp harap etmez mi?
 O helileyi, belileyi dövmek -de öyledir-, onları adeta telef etmek, bedenin yapılmasıdır.
 Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı bezeyebilir miydi?


Ey kardeşim! Sen fikirden ve düşünceden ibaretsin. Senin varlığın bunlardandır. Geri kalan sinir ve kemiktir ki, onlar hayvanlarda da vardır.

Varlık, yoklukta görülebilir. Zenginler, yoksula cömertlik edebilir.

Dünya uykudaki kişinin gördüğü rüyadır.

Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Gönlü ışık yakmayı, aydınlanmayı öğrenen kişiyi, güneş bile yakamaz. Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen benliğini yakıver.

Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyeceğim kimse olmadığından yalnızım ben.

Kötülerin kötülüklerine acıyın. Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın.

Akıl, canla idrak sahibi olmuş, canla aydınlanmıştır. Ruh, nasıl olur da aklın tasarrufuna girer.

Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?

Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

Ne mutlu o kimseye ki kendi ayıbını görür.

Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?

Bal yiyen, arısından gocunmaz.


Sosyal Medyada Paylaş
Daha Fazlası İçin Tıklayınız

Resimli Sözler

Güzel Sözler